• AMERIKAN DOLARI
    12,5873
    % 1,75
  • € EURO
    14,2307
    % 1,43
  • £ POUND
    16,8263
    % 1,74
  • ALTIN (TL/GR)
    726,20
    % 1,86
  • ALTIN (ONS)
    1.797,61
    % 0,30
  • ÇEYREK ALTIN
    1.150,00
    % 3,79
  • BITCOIN/TL
    720519,102
    % 6,40
  • BIST 100
    1.779,32
    % 0,16

Konjonktürü doğru okumak

Konjonktürü doğru okumak

İş dünyasındaki karar alma süreçleri her geçen gün daha fazla karmaşık hale gelmektedir. Günümüzde karar almayı etkileyen parametrelerin tümü de son derece değişken ve zor anlaşılır boyutlara ulaşmıştır.

Bu nedenle karar alma sürecindeki en önemli aşama geçmişteki hataların veya başarıların iyi bir değerlendirmesi, bugünün tutarlı bir analizi ve geleceğe yönelik sağlam öngörülerde bulunmakta toplanmaktadır. Geçmişin analizi bugün ve geleceğe oranla daha kolaydır. Olaylar gerçekleşmiş ve bilançolara yansımıştır. Bugünkü olayların sonuçları ise henüz bilançolarda görünmemektedir. Geleceğe yönelik analizler de bu nedenle eksik verilere dayanmak zorundadır.

Bu sürecin can alıcı noktası hataya çok az yer olmasıdır. Hataların çoğalması veya telafi edilememesi ise iş dünyası açısından gerçek anlamda can alıcı olabilmektedir. Bu nedenle mevcut yapısal durumun, eş deyişle konjonktürün, doğru okunması doğru kararlar alınabilmesi için olmazsa olmaz bir koşuldur.Konjonktürün doğru okunması rekabet açısından da çok önemli bir faktördür. Diğer koşullar benzese bile konjonktürü doğru okuyup değerlendirebilen firmalar rakiplerine oranla daha iyi pozisyonlara geçebilmektedir.

Konuya ekonomi açısından bakıldığında konjonktür, ekonomik üretim hacmindeki iniş ve çıkışlar olarak tanımlanmaktadır. Ekonomide birbirini izleyen büyüme ve daralma dönemleri konjonktür dalgalanmaları anlamına gelmektedir.  Ortalama altı ay veya daha fazla süren daralmalar durgunluk, bu süreyi aşanlar ise bunalım olarak kabul edilmektedir.  Konjonktür dalgalanmalarını izlemek için muhtelif göstergeler kullanılmaktadır. Bunlar öncü, eş anlı ve takipçi göstergeler olarak üç grupta toplanmaktadır. Öncü göstergeler reel ekonomide değişiklikler ortaya çıkmadan önce bunların yönü hakkında fikir veren göstergelerdir.  Bunlar yeni kurulan firma sayısı, makina siparişleri, stok değişmeleri gibi göstergelerdir. Eş anlı göstergeler reel üretimle aynı anda değişen göstergelerdir. Bunlar da sanayi üretimi, kişisel gelir ve satış rakamlarından oluşmaktadır. Takipçi göstergeler ise reel üretimdeki değişiklikleri izlemektedir. Bunlar birim işgücü maliyeti, faizler, işsizlik gibi göstergelerdir.Yukarıda açıklanan göstergelerle ekonomik konjonktürünönemli ölçüde yorumlanması mümkün bulunmaktadır. Diğer yandan, önemli bir diğer alanda daha analiz yapılmadan ekonomik konjonktüre ilişkin tahminlerin anlamlı sonuçlar vermesi neredeyse mümkün bulunmamaktadır. Bu alan uluslararası ekonomik ve politik gelişmelerdir. Küreselleşme olgusu nedeniyle hiçbir firma uluslararası gelişmelere karşı bir bağışıklık geliştirememektedir. Küreselleşme nedeniyle dünyadaki tüm piyasalar da birbirleriyle bağlılık ve bağımlılık ilişkileri geliştirmiştir. Örneğin ABD’de yapılan bir başkanlık seçimi ve paradigma değişimi tüm dünya piyasalarını anında etkilemektedir. Aynı şekilde ABD’deki para ve finans otoritelerinin aldığı, hatta alma ihtimali olan, kararlar da piyasaları anında etkilemektedir. Benzer bir etkiye Avrupa Birliği (AB) kuruluşları da sahiptir. AB para otoritelerinin aldığı kararların etkileri dünya ölçeğinde hissedilmektedir. Ekonomik konjonktürü okuma konusunda bu alandaki göstergeler son derece elverişli araçlardır. Bu konuda yeterince tahmin ve analiz aracı da geliştirilmiştir. Dahası, söz konusu alandaki veriler de neredeyse sınırsızdır. Konjonktür okumalarındaki asıl sıkıntı ise politik gelişmelerin ekonomi üzerindeki etkilerinin analiz edilmesinde yatmaktadır.

Ekonomik göstergelerin aksine politik alanda matematiksel kesinlik taşıyan göstergeler bulunmamaktadır. Bu nedenle politik gelişmelerin ekonomi üzerindeki etkilerini tam olarak kestirmek de mümkün bulunmamaktadır. Politikanın bir güç savaşı, uzlaşısı veya dengesi olduğu düşünüldüğünde bu alandaki analizlerin uzun, hatta çok uzun, vadeli güç ilişkilerine yoğunlaşması gerekmektedir. Ancak, günümüzde güç kendini kolaylıkla ele veren bir olgu olmaktan çıkmıştır. Güç kavramı uzun vadeli olarak ele alındığında ise ilişki ve dengelerin anlaşılması daha da zorlaşmaktadır. Bu şeffaflıktan uzak alan,konjonktürün bir bütün olarak analiz edilebilmesini de son derece güçleştirmektedir. Daha da öteye giderek denilebilir ki ekonomik olayların gerçekte ne kadar ekonomik olduklarının anlaşılması bile güçleşmektedir. 2008 krizi bile bu konuda tek başına önemli bir örnek oluşturmaktadır. Krize politikanın müdahalesi veya zamanında ve etkin müdahale etmemesi tüm olayların akış yönünü değiştirmiştir. Politik otoritenin kararlarının ne yönde olacağının uzun süre kestirilememesi de piyasalarda oldukça büyük boyutta bir çekingenlik ve riskten kaçınma güdüsü yaratmıştır. Bu eğilimler dünya piyasalarındahalen hüküm sürmektedir.

Sonuç olarak, önümüzdeki yıllarda politik risk analizlerinin iş dünyasının karar alma süreçlerinde önemli bir yer tutacağını söyleyebiliriz. Bu tür analizler yapılmaksızın konjonktürün tam ve doğru okunamayacağı düşüncesi eninde sonunda geniş bir kabul görecektir. Ancak asıl sorun politik analizlerin nasıl yapılacağı konusunda düğümlenmektedir. Bu konuda elimizdeki tek araç uzman analizleridir. Bu analizlerin matematiksel kesinliklere ulaşıp ulaşmayacağını ise zaman gösterecektir.

Ekonomi ve politika yapışık kardeşlerdir. Bu nedenle iktisat 19. Yüzyıl boyunca ekonomi-politik olarak adlandırılmıştır. 1930’lu yıllardan itibaren ekonomi ve politika disiplinleri ayrışmıştır. Ekonomi daha tek

nik ve matematiksel bir disiplin olarak yoluna devam etmiştir. Ancak, yalnız kalan her iki disiplinin de konjonktür

el dalgalanmaları açıklama gücü zayıflamıştır. Bu nedenle günümüzde ekonomi-politik yeniden önemli bir disiplin haline gelmeye başlamıştır. Ekonomi-politik gelişim hızını şimdiki haliyle sürdürmeyi başarırsa tekrar 19. Yüzyıldaki altın yıllarına geri dönecektir. Böylelikle konjonktür değerlendirmelerinde ortak bir dil ve bütünlük sağlanması olanağı da yaratılmış olacaktır.

 

Kaynak: Finans Uzmanı Bayram Erdem